¤°´¯`°¤ .¸_¸.¤°´¯`°¤ FATMA46 ¤°´¯`°¤ .¸_¸.¤°´¯`°¤

Ana Sayfa Profilim Arşiv

Image Hosted by ImageShack.us

Hakkımda

Sahip olmak istedigin ama sahip olamadigin her sey Gormek istedigin ama goremedigin herkes Duymak istedigin ama duyamadigin her soz Aslinda benim icin HER SEY


Image Hosted by ImageShack.us

Kategorilerim



Image Hosted by ImageShack.us

Yazılarım

Ali'min doğum günü
Bayramınız mübarek olsun
Hadislerde ANNE!
Doğum günün kutlu olsun ey MUHAMMET MUSTAFA
DUA
Köyün ağası
10 süper yiyeceğine sofranızda yer vererek hayatınıza yıllar ekl
..CUMANIZ MÜBAREK OLSUN..
Hayatınızı iktisatla mı, israfla mı yaşıyorsunuz?
99 KİŞİYİ ÖLDÜREN ADAM
Esma-i Hüsnâ İle Tedavi
İNSANLARI TANIMAK ZOR
ÖDÜL
GİDİYORUM
Kimsenin Yaptığı Yanına Kalmaz
-BESMELE-
BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN...
yokluğun boynumu büküyor gülüm.
ÖZLEDİM
KUTLAMA
KERMES GÖRÜNTÜLERİ
AYRILIK
GERÇEK (!) DOST
İnşaAllah derse yakaran İnşa eder Yaradan!
Hüzünlü dualarım vardı benim...


Image Hosted by ImageShack.us

Arkadaşlarım

hulos
benpacella
hazanmevsimleri
eliminemegi
edaca30
busu
sados
yurdanur45
serpil69
ilknur gürsoy
1964anne
ksk60
ebrar67
sevgiyleyolculuk
banucagri
guldiyarindan
fzehra
mineabla
ezgim3
tumguzellikler
guden
mehmet orhan durdu
rufeydem
edablogdunyasi
yemekkazani
kocaustaninmutfagi
imrenceyiz
sadiyedemir
Nefise ilgi


Image Hosted by ImageShack.us

Bağlantılarım

* google
* mynet
* HOBIDUNYAM WOMANFORUM


Image Hosted by ImageShack.us

Ziyaretçilerim

SAYAC VE CBOX KODUNU EKLEYINIZ



Image Hosted by ImageShack.us

Bannerim


BANNER KODUNUZU EKLEYINIZ


Image Hosted by ImageShack.us

Dost siteler



Image Hosted by ImageShack.us

Saat Tarih










DUA


Kocasının çok hasta olduğunu,çalışamaz duruma düştüğünü ve yedi çocuğu ile birlikte aç kaldıklarını ve yiyeceğe ihtiyaçları olduğunu söyler.  
 
 
Manav ona ters bir şekilde bakarak derhal dükkanını terk etmesini ister.Kadın ailesinin ihtiyaçlarını düşünerek:
- 'Lütfen efendim' der. 'paramız olur olmaz getirip borcumu ödeyeceğim.'
 
Manav kendisine bir kredi açamayacağını çünkü onun eski müşterisi olmadığını,kendisinde bir hesabının bulunmadığını söyler.
 
 O sırada dükkanın dışında bekleyen bir müşteri ikisinin arasında devam eden bu konuşmayı dinlemektedir.İçeriye girerek manava yaklaşır ve: 'ben o kadının almak istediklerine kefilim' der. 'ailesinin ihtiyacı olan şeyleri ona ver.'
 
Bunun üzerine manav çok isteksiz bir şekilde kadına döner ve 'bir alışveriş listen var mıydı? Diye sorar.Kadın 'evet efendim' der. 'tamam' der manav. 'şimdi onu terazinin şu kefesine koy,onun ağırlığınca diğer kefeye istediklerinden koyacağım'
 

Kadın bir an duraklar,sonra başını önüne eğer ve çantasını açarak üzerine bir şeyler karalanmış bir kağıt parçasını çıkartır ve manavın kendisine gösterdiği kefeye özenle bırakırken başı hala öne eğiktir.
  
Manavın ve diğer müşterinin gözleri terazinin kefesine dikilirken hayretle büyümüştür.Manav müşteriye dönerek,kısık bir sesle 'inanamıyorum' der.İnanılacak gibi değildir.
 
Müşteri manava gülerken manav çoktan diğer kefeye eline geçeni doldurmaya başlamıştır ama nafile,diğer kefeyi yerinden bile kıpırdatamamıştır.
 
Terazinin kefesi artık üzerindekileri alamayacak kadar doldurduğunda çaresiz hepsini bir torbaya doldurarak kadına verir.Şaşkınlıkla üzerinde bir şeyler çiziktirilmiş kağıdı eline alır ve okur.Bir de bakar ki orda bir alışveriş listesi yoktur.Sadece bir dua yazılıdır.
 
 
                    ALLAH'IM

         'Neye ihtiyacım olduğunu ancak sen bilirsin
         Kendimi senin ellerine teslim ediyorum.'
 
 
Manav taş gibi bir sessizliğe bürünmüştür.Kadın kendisine teşekkür ederek dükkandan ayrılır.Müşteri manavın eline bir miktar para tutuştururken 'her kuruşuna değdi' der.Daha sonra manav terazisinin kefelerinin kırılmış olduğunu görür.
  
Bizim için hiçbir bedeli,masrafı ve karşılığı olmayan,güzel bir hediyedir.  
 

      DUA 
 
  
Dünyaca ünlü Türk cerrahı Dr Mehmet Öz; 'Dua etmek insani iyileştirir. Ben inançlı biriyim. Her ameliyatımda mutlaka dua ederim. Bence duanın meditasyon, şifa gibi, iyileştirici özelliği var. Ameliyat sonrası hastalarıma da mutlaka dua ettiriyorum. Bunun sağlıklarına çabuk kavuşmalarında müthiş bir etkisi var'
diyor

  
  DUA 
 
 
Dindar insanların kalp hastalığı ve kanserden ölme ihtimali yüzde 40 daha az. Dindarlar daha seyrek depresyon yaşıyor, depresyona girince de daha çabuk düzeliyorlar. Güne dua etmekle başlamak, tansiyonun düşmesine yardımcı oluyor.  
 
 
 
ALLAHIM BİZLERİ SENİN KULLUĞUNDAN ALI KOYACAK HERŞEYDEN UZAK TUT...
 
 
DUA VE TESLİMİYETİ NASİP ET ...

AMİN !''
 
 
 
 
 BU YAZIYI OKUDUGUNDA YÜREKTEN AMİN DİYECEĞİNE İNANDIĞINIZ  HERKESE YOLLAMANIZ VE DUALARINIZ İÇİNDE KISA DA OLSA BİZİMDE İSMİMİZİN GEÇMESİ DİLEĞİYLE
...

Tarih: 19:11, 9/4/2009 Kategori: kissadan hisse
Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı

Köyün ağası

 

Dededen, babadan kalma bir zenginlikti onunki. Malları da, namı da ata yadigârıydı. Varsın olsun. Ona göre, sorun yoktu. Zira, onu köyün bir numaralı adamı yapmaya yetecek kadar malı da vardı, namı da...
Ağa demek, bir bakıma, köyün padişahı demekti. Sözünün üstüne söz gelmezdi. Hele bir gelsin; getiren ya anında özür diler, ya derhal karşısından kalkardı. Hele kalkmasın; başkaları kaldırırdı. Hele kaldırmasınlar; ağa yapacağını bilirdi. Önünde yürüyen de olmazdı, ardından konuşan da. Ağaydı bugüne bugün. Köy küçüktü gerçi, ama ağa büyük adamdı.
Herşey iyi hoştu da, ağanın ağzının tadını kaçıran bir sorun vardı. O da hallolsa, hiçbir sorun kalmayacaktı. Ağa, köyün imamından yana dertliydi. Gerçi kendisinin namaz-niyazla fazlaca işi yoktu. Allahını bildiğini, çok sevdiğini söyler;Yalnız, Allahla kul arasına girmeye gerek yokdiye eklerdi. Namaz, onunla Allahı arasında bir meseleydi.
Yine de, köyün camisine hiç uğramamak olmazdı. Gavur değiliz herhalde. Ağa, her Cuma günü en yeni giysilerini giyer, abdestini alır, etrafına toplananların önüne düşer, caminin yolunu tutardı. Yolda beride görenler selam verir, cami kapısında ise köylüler ona yol açarlardı. O da selamları karşılar, kendisine açılan yoldan gururlu bir eda ile ilerler ve en ön safa kurulurdu. Bu arada, kendi safındakilerden bir adım ileride durmayı da unutmazdı.
Buraya kadar sorun çıkmazdı da, sorun bundan sonra başlardı. Zira, hutbesini bitirir bitirmez minberden inen imam, kalabalığı yara yara öne doğru ilerler, tam da ağanın önüne yerleşirdi.
Her Cuma tekrar tekrar yaşanan bu durum ağayı elbette memnun etmiyordu. Ağalık otoritesini rencide eden bu durum, ağa kadar, oğlunun da canını sıkıyor olmalıydı ki, bir keresinde, Niye babamın önüne geçiyorsun?diye çıkışmıştı imama. İmam oğlunun bu densizliğini ağaya açınca, ağa da ağzındaki baklayı çıkarmadan rahat etmemişti. Oğlan yanlış yapmış imam efendi, ama sen de fazla önümde duruyorsun. Bu işi düzeltmek lâzım.
Bu görüşmenin üstünden çok zaman geçmeden, sorun, hiçbir ilave sorun çıkmadan çözülüverdi. Ağa, en sonunda, muradına erdi. Artık en öndeydi, üstelik hiç itiraz eden de yoktu. İmam dahil.
İmam, Er kişi niyetine! diyerek cenaze namazına çoktan başlamıştı bile...
ALINTI

(Çok zengin olmak da üstün olmayı gerektirmez. Karunun çok malı vardı. Malı ile beraber kahrolup gitti.
Kibirden sakının. Topraktan yaratılıp, yine toprağa dönecek olan bir varlığın kibirlenmesi, bugün var, yarın yok olan bir varlığın kendini beğenmesi ne kadar anlamsızdır.)


Tarih: 20:38, 4/4/2009 Kategori: kissadan hisse
Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı

99 KİŞİYİ ÖLDÜREN ADAM

Sevgili Peygamberimizden bizlere tövbe konusu ile ilgili çok önemli bir hadis gelmiştir. Efendimiz zamanın birinde yaşanmış bir olayı şöyle anlatmaktadır.
“Vaktiyle doksan dokuz kişiyi öldürmüş bir adam vardı. Bu zât yeryüzünde en büyük âlimin kim olduğunu soruşturdu. Ona bir râhibi gösterdiler.
Bu adam râhibe giderek:
- Doksan dokuz adam öldürdüm. Tövbe etsem kabul olur mu? diye sordu.
Râhip:
- Hayır, kabul olmaz, deyince onu da öldürdü. Böylece öldürdüğü adamların sayısını yüz’e tamamladı. Sonra yine yeryüzünde en büyük âlimin kim olduğunu soruşturdu. Ona bir âlimi tavsiye ettiler. Onun yanına giderek:
- Yüz kişiyi öldürdüğünü söyledi; tövbesinin kabul olup olmayacağını sordu.
Âlim:
- Elbette kabul olur. İnsanla tövbe arasına kim girebilir ki! Sen falan yere git. Orada Allah Teâlâ’ya ibadet eden insanlar var. Sen de onlarla birlikte Allah’a ibadet et. Sakın memleketine dönme. Zira orası fena bir yerdir, dedi.
Adam, denilen yere gitmek üzere yola çıktı. Yarı yola varınca eceli yetti.
Rahmet melekleriyle azap melekleri o adamı kimin alıp götüreceği konusunda tartışmaya başladılar.
Rahmet melekleri:
- O adam tövbe ederek ve kalbiyle Allah’a yönelerek yola düştü, dediler.
Azap melekleri ise:
- O adam hayatında hiç iyilik yapmadı ki, dediler.
Bu sırada insan kılığına girmiş bir melek çıkageldi. Melekler onu aralarında hakem tayin ettiler.
Hakem olan melek:
- Geldiği yerle gittiği yeri ölçün. Hangisine daha yakınsa, adam o tarafa aittir, dedi.
Melekler iki mesâfeyi de ölçtüler. Gitmek istediği yerin daha yakın olduğunu gördüler. Bunun üzerine onu rahmet melekleri alıp götürdü.”(Riyazü’s-Salihin, Hadis No:21)

Eğer Allah'ın sizin üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı ve Allah gerçekten tevbeleri kabul eden hüküm ve hikmet sahibi olmasaydı (ne yapardınız)?
(Nur Suresi, 10)
ALLAH tevbesi kabul görenlerden eylesin AMİN..
SELAM VE DUA İLE 

Tarih: 19:48, 20/3/2009 Kategori: kissadan hisse
Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı
<- Son Sayfa Sonraki Sayfa ->



BLOG DÜZENLEME MUAZZEZ